30.3.12

Entrikalı dolap komedyası




Van depreminin acılı tablosu nicedir belleklerimizden çıkmıştı. Nasıl oldu da unuttuk? Acının belleklerimizde uzun ömürlü yer kaplamasını, belki de basın yayın kuruluşlarının bölgeye gösterdiği ilgisizlik engelledi. Unutturdular belki; ama unutma lüksünü kendimize ne hakla yakıştırdık? Dolayısıyla ürettiğimiz, türettiğimiz her gerekçe, köhnemiş insanlığımıza bahaneler bulmaktan başka işe yaramamaktadır.
Ne vakittir Van’ı düşünmediğimi fark ettiğimde -ne yalan söyleyeyim- kötü niyetli bir oyuna getirildiğimi hissettim. Üstelik yıkılan binalarla, ölen insanlarla değildi bu kadim kenti ve onun acılı gerçeğini hatırlayışım. Çok daha başka nedenlerim vardı; her zamankinden farklı, tercihen eğlenceli bir gün geçirmekti niyetim. Kısacası beynimin nöronlarının ucundan bile geçmiyordu, Van. Birdenbire önümdeki sehpada Devlet Tiyatroları’nın kent bültenini gördüm. Karıştırmaya başladım. Antalya, İstanbul, Ankara Devlet Tiyatrolarından birer oyun turneye çıkmıştı. Derken sonraki sayfalardan gözümün içine bakan oyuncuları gördüm: Tiyatro binaları kullanılamaz hale gelen Van Devlet Tiyatrosu’nun oyuncuları. Araştırdım, uzun süredir turnedeymişler. Hakkari’ye değin doğuyu karış karış dolaştıktan sonra batıya açılmışlar. Bu uğurda teptikleri kilometreler bile fazlasıyla alkışı hak etmiyor mu?
Tek perdelik oyun yaklaşık yetmiş dakika sürüyor ve yetmiş beş dakika boyunca çevrilen dolaplara karnınızı tuta tuta gülüyorsunuz. Oyuncular sahnede, her insanın içinde farklı ölçüde bulunan iyilik-kötülük duygularını çatıştırırken size de dakikaların keyfini çıkartmak ve gününüze anlam katmak kalıyor. Kendi adıma Aristo Arif’in oyun içindeki hallerine, aforizmalarına ve Aristoluğa varış öyküsüne fazlasıyla güldüm.
Felaketlere karşı sanatın, tiyatronun insanları nasıl diri tuttuğunu gözlerinizle görecek, bu başarılı oyunu coşkuyla ayakta alkışlayacaksınız.



1 yorum:

  1. Tiyatro izlemeyi özlemişim. İstanbul'a gittiğimde de sezon kapanmış olacak.

    YanıtlaSil